Master Of Iron Termal'de
Motosiklet Dünyası Dergisi 52. sayı
Sayfa: 54,55,56
Tarih: 01/10/2000
Metin: Elvin Azar
Fotoğraf: Faramarz Azar
Sponsor:
Adı Saklı
Termal Merhaba motorcu arkadaşlar. Dergimiz Motosiklet Dünyası için yaklaşık iki yıldır kat ettiğim 11.890 km.yi, 12.000’e tamamlamak üzere yine yollardayım.

Bu kez birlikte gezerken biraz da sağlık olayına takılalım dedim ve geçen gezimde Çınarcık'ı incelerken şöyle bir geçtiğim Termal’i hedef tuttum. Görülmeye değer bir belde burası; muhakkak zaman ayırın diyorum. Üstelik çok da yakın: Boğaziçi köprüsünü başlangıç olarak alırsanız, ferry ile ortalama 80 km.

İlk önerim yola “ne olsa kısa bir yol” diye geç saatte değil, bilakis kahvaltı bile etmeden koyulmanız. Çünkü arabalı vapurdan çıkar çıkmaz, sağda Coşkun’un yerinde açık büfe kahvaltı var. Hava uygunsa deniz üzerinde, dilerseniz kapalı bölmede oturup, ferah bir manzaraya karşı, kaliteli yiyecekler ile karnınızı doyurabilirsiniz. İçinizde benim gibi iflah olmaz biracılar varsa belirteyim ki burada bira da satılmakta.

Termal Yolu Kahvaltınız bitince, Yalova üzerinden yola devam ederek Termal levhalarını izleyin. Yalova’dan sonraki bozuk yolda (sadece 4 km.) moralinizi bozmadan cesurca ilerleyerek Termal levhasını bulun, bundan sonra geçeceğiniz 8 km.yi unutamayacaksınız. İki yanı -tepeden birleşecek kadar yüksek- ağaçlar ile sarılıp sarmalanmış bu yol, zaman zaman lüks villalar arasından geçiyor, arada sırada da yükselerek soluk kesen bir helikopter manzarası izletiyor yolcularına.

Gireceğiniz Termal ilçesi ise ilginç değil. Konuttan çok -genelede arap ülkelerinden gelen turistlere hizmet veren- orta halli otel, pansiyon ve kiralık odalar ile kaplı bir alan. Doğru dürüst bir restoran bile yok çevrede. Bu nedenle isterseniz tesise, “şehir merkezi” tabelasını izleyip ilçeden geçerek gitmek yerine; Termal levhasından sola kıvrılarak girin. Ama şehir merkezinden gidilince yol daha kısa.

Termal Kaplıcaları eşine ender rastlanan yemyeşil bir bitki örtüsü arasına banyolar, havuzlar serpiştirilmiş bir yer. Girişte plan var ama yollarda levha yok. O plandan yararlanabilmak için planı ya ezberlemeniz veya bir kağıdın üzerine çizmeniz gerek! Ezberiniz bir bakışta plan ezberleyemeyecek kadar zayıf(!) veya çizginiz plan çizmeye elvermeyecek kadar kötüyse(!) gideceğiniz yeri deneme yanılma yöntemi ile bulmaya çalışıyorsunuz. Denenebilecek şifalı sulardan göz suyu, ayak suyu ve mide suyu birkaç basamak ile inilen pınarlar. Ücretli banyolar ise Termal açık havuzu; kurşunlu banyo ve saunası; kabinli Sultan banyosu, haremlik- selamlık Valide banyosu ve hamam. Ayrıca dilerseniz Atatürk köşkünü, aşıklar merdiveni ve yolunu, Bizans kalıntılarını gezebilirsiniz. Bu komplekste menba, sera, mescit, sağlık merkezi, restoran, iki lüks otel, cafeler, gazino, sinema da bulunmakta.

Eski Çınar Termal kaplıcalarının suyu romatizma; karaciğer ve safrakesesi hastalıkları; gut ve şişmanlık; böbrek ve idrar yolları hastalıkları; deri hastalıkları; kadın hastalıkları ve kısırlık gibi dertlere derman oluyormuş. Halk için yayımlanan broşürden okuduğum kadarı ile bunu İstanbul Üniversitesi hidro-klimatoloji anabilim dalı raporu söylüyor. Broşür bunu söylemesine söylüyor da, gerek bu hodomakhotroji neyin nesidir açıklamayı unutmuş; gerek kaynak suyunun içilmemesini gerektiren hastalıkları yazarken bu illetlerin adını dilimize çevirmeye… Örneğin spondilartrit ve seronegatif spondar tropatilerde su içilmemeliymiş. Dilerim sizde bu tromdar prtomatit’ten yoktur. Ben akademik eğitimde mürekkep yalamışlığımla yazılanları çözemezsem, çevrede bolca bulunan orta halli vatandaşlar bu laflardan ne anlar bilemem. Ama sağdan soldan duyduklarımla sülfat, sodyum ve kalsiyum içeren bu su, iltihabi hastalıklar, tüberküloz, kalp hastalığı ve kanser durumlarında zararlıymış.

Termal’in görülmesi gereken yerlerini sadece yukarıda saydıklarımla sınırlı sanmayın; aşıklar merdiveninin yakınlarını mekan tutmuş ressam Ziya Tarı dileyenin karikatürünü renkli olarak çiziyor. Onu TGRT’nin gece kuşağı programlarında da izlemiş olanınız vardır. Adam insanın iç dünyasını çözüp matrak çizgilerle yüzüne çarpmakta usta. Yine de karikatürleri öylesine moral verici ki, kimsenin ona bozulduğunu görmedim. Karşısına oturup on dakika boyunca acaba ne çıkacak diye ecel terleri döküyor, sonra alkışlar arasında karikatürünüzü görüyor, öz benliğiniz ile yüzleşiveriyorsunuz. Yüreğiniz varsa uğrayın müthiş Ziya’ya. En azından, gazino fahişelerinin sanatçı olarak saygı gördüğü günümüzde gerçek bir sanatçıya bakma fırsatı bulmuş olursunuz!

Ziya Tarı, karikatürist Bu ayki gezimiz bu kadar motorcular. Yazımı bir eleştiri ile noktalamak istiyorum. Şu speed bump’lardan biraz söz edeyim diyorum, hani aklına esenin yayaları korumak adına yolun ortasına döktüğü ama araçları korumak için uyarı önlemi almaya zahmet etmediği çıkıntılardan. Bunlar batılı ülkelerde de var ama belli bir standart ile metalden yapılıp ortalarına kedi gözü konduğu için önceden fark edip aracınızın hızını ayarlamak olası. Türkiye'de ise kimse üzerlerini boyamak gibi bir çaba bile harcanmadığı için motorcular için tehlike oluşturabiliyor. Öte yandan yeni çıkan bir speed bump modası gereği artık bu engeller geniş ve yuvarlak tümsekler şeklinde yapılıyor. Oysa bunları görmeyip üzerlerinden hızla geçerseniz eski çıkıntıları fark etmeyip geçerken yaşadığımız berbat zıplamaya ek olarak motorun altını da çok kolaylıkla vurabiliyorsunuz.

Ve son olarak artık gelenek haline dönüşen ayın önerisi: Yolun kaygan olduğundan şüphelendiğiniz koşullarda asla ön frene basmayın. “E hocam, durmamız gerekirse nasıl duracağız?” diyenlere ise cevabım: şüpheli yollarda muhakkak hızınızı kesin ve yine de basmanız kaçınılmaz olduysa ayak frenine basarken vites büyütün (dişlisini büyütün anlamında).

Herkese iyi geziler.