FUQ Röportaj: Hakan Günday
Fotoğraflar: Alp Esin

Dünyanın Sonuna Dünyadan Önce Gitmeye Karar Vermiş Bir Çift: Elvin Ve Faramarz Azar

Motosiklet hayatından ne zaman vazgeçtiniz?

E: İki, Üç ay oldu.
F: Üç aydır dergimizde de çıkmıyor.

Siz bir dergi çıkarıyorsunuz, değil mi?

F: Motosiklet Dünyası. Üç yıldır çıkarıyoruz. Türkiye'nin çeşitli yerlerini tanıtıyoruz. Sponsorluk desteğiyle yapıyoruz. Borusan, Pirelli, Daytona gibi firmaların sponsorluğunda çalışıyoruz. Gittiğimiz yerleri anlatıyoruz. Turistlik ve tarihi yerlerden bahsediyoruz. 29 sayı yaptık. Yarısında Elvin'le beraberdim.

Sadece motorcuların gidebileceği yerleri mi gezip tanıtıyordunuz?

F: Hayır. Her yere gidiyorduk. 19 bin kilometre motosiklet turumuz var Elvin'le. Benim tek başıma da 54 bin kilometre Türkiye'de. Toplamda da 360 bin kilometre yolum var motosikletle.

Ne zaman geldiniz Türkiye'ye?

F:4 yıl oldu. Iran'dan geldim. 27 yıldır motora biniyorum. Iran'da büyük motosikletler yasaklandı ama ben yine de bindim. Çok zor oluyordu. Türkiye'ye geldikten sonra test pilotluğu da yapmaya başladım. Yeni motorları deniyorum.

İran'da motosiklette ilgi nasıl başladı?

F: 15 yaşımda başladım. İlk bisiklete bindiğim zaman 300 kilometre bir yol yaptım. Sonra mobilete geçtim. 125 cc'den başladım. 1991'de Honda Gold Wing aldım. 6 silindirli. Üç gün içinde onunla Romanya, Ukranya, Macaristan, Moldavya'yı gezdim. batı Avrupa'ya gidmedim. İranlı olduğum için vize vermediler tabii... Tabii, İran'da 250cc'den büyük motor yasak.

Neden?

F: İran'da büyük motorlardan çok vardır. 1000 cc'lik motorlar orada mobilet gibidir. Ancak o motorlarla Devrim sırasında çok fazla terör eylemi yapıldı. Onun için de yasaklandı.

Türkiye'ye gelmek nereden aklınıza geldi?

F: Ağabeyimin yanına gitmek istiyordum. Ama burada Elvin'le tanıştım ve aşkın gücünün bir eseri olarak istanbul'da kaldım.

Nasıl tanıştınız?

F: Elvin'e bie 250 Virago motor sattım. Orada tanıştık.
E: Ama o zaman demiştim ben. "Biz seninle evleneceğiz," demiştim. Tanıştıktan sadece üç ay sonra. O zaman Faramarz evliydi, ben de evlidim.
F: Elvin boşandı, ben de boşandım. Ve evlendik.
E: Çok gecikmiş bir evlilik!
F: Motorcular arasında, yılın bombasındı.
E: İlk evliliğimde bazı bunalımlar yaşıyordum ve motosiklete binmek istedim. Babam da motorcuydu, dolayısıyla eskiden de bildiğim bir şeydi ve tekrar binmek istedim. Titan'la başladım. Sonra 250'yi Faramarz getirdi. Yani onutanıdığımda ben zaten motorcuydum. Ve Türkiye'yi geziyordum. Sonra Faramarz'la tanıştık ve evliliklerimiz yıkıldı belki ama yepyeni bir şey kuruldu. Çok güçlük çektik. Yani ben motosikletin üzerinde çok güçlük çektim.

Ne tür güçlüklerdi bunlar?

E: Bir yaşam tarzı olarak motosiklet çok zordur. Ve o tarza ait olmayanlar için uygun değildir motor. Hafta sonu binilecek bir alet değildir.
F: Takım elbiseyle motora binmeye kalktılar!
E: Yalnızca bu da değil. Motosiklet sisteme bir başkaldırı aracıdır. Onun üzerine ruhunuzda bazi değişiklikler olur. Kolay bir iş değildir, onun üzerinde yaşamak. Şimdi Hafta içi sistem elemanı olarak var olacaksınız, patronun altında çalışacaksınız, hafta sonu da motora bineceksiniz, işte bu bana ters geliyor. İsteyen binsin ama o dengeyi tutturmak çok zorsur. Kimse kırılmasın ama benim düşüncem bu.

Siz artık motosikleti tamamen bıraktınız...

E: Benim yaşantım darbe aldı... Şimdi çok basit bir örnek belki ama bir hanım için önemli olan bir şey söyleyeyim. Hiçbir zaman saçınızı yaptıramazsınız. Başınızda kask var. Bir yere gittiğiniz zaman kaski çıkartıyorsunuz, üzerinizde tozlu lıyafetler var ve bütün bunlara göre toplumda sizi belli bir yere koyuyorlar. Ama sizin bir de entelektüel kimliğiniz var ama asla bunu insanlara ulaştıramıyorsunuz. Her yerde "motorlu" kadınsınız. Bu da beni zorluyordu.

Siz devam ettireceksiniz ama motorculuğu?

F: Kısmet olursa, ömrümün sonuna kadar bineceğim.

Buradan motosikletin erkek işi olduğunu mu anlamamız gerekiyor?

E: Meselenin buraya geleceğini biliyordum!
F: Elvin kadar motora binen az var. Tek bir kaza yapınca motru bırakan arkadaşlarım var. Bir iş adamı vardı. " Neden bıraktın?" diye sordum. Arkadan otobüse çarpmış, bırakmış. Motora binen düşer de, çarpar da...
E: Ortada bir çelişki var. Bir çok sponsorluğu benim kadın olmam sayesinde aldık. Şimdi ben artık binmek istemiyorum ve faramarz'in da tek başına sponsorluk alamayacağına dair kaygılarımız var. Belki de benim bu kararımdan ötürü onun motosiklet geleceği darbe alacak.
F: Elvin tek başına sponsor almaya gitti. Güvenmediler. Ben tek başıma gittim. O zaman da "Herkes motora biniyor." dediler.İkimiz birlikte gittiğimiz zaman ilgi çekiyor ama Elvin artık istemiyor.

Yazı çalışmalarınız nasıl başladı?

E: Fenomen dergisinde köşe yazarıydım. Milliyet'in okültizm üzerinde olan bir dergisiydi. Ama benim asıl işim yazarlıktı. İngiltere'de bir kitapçıkta yazdım uzun süre. Ama motosikletin üzerine bindiğimden beri kimse yazdıklarımla ilgilenmez oldu. Dergideki yazılarımı da kimse okumuyordu, herkes resimlere bakıyordu.

Okültizme ilişkiniz nedir?

E: Eğitildiğim bir konu o... Artık dönüş yapmak biraz güç olacak ama bundan sonra yazar olmak istiyorum. Zor olacak. Çünkü benim sadece bir kitabım çıktı. Feminizm üzerine yazdığım denemelerim yayımlandı. Motorcuyken yazmıştım.

Okültizm eğitimini nerede aldınız?

E: Yurtdışında ve burada bir grupta aldım. Tarot, fal, astroloji geçmişim çok güçlüdür. Profesyonal olarak çalışım bu konularda. Şimdi bir araştırma kitabım çıkıyor, bu konularailgili. "3000 Yılının Sırları" diye... sizin motoronuz var mı?

Yok ben hala araba kullanıyorum... Ölümüne Sever Maçolar adlı kitabınız ne zaman çıktı?

E: Bir buçuk yıl oldu. Dediğim gibi, Nisan ayında da okültizmle ilgili olan çıkacak. Ancak ben konumu artık erotizme çevirmek istiyorum. Bir savaşın içine girmek istiyorum. Bu seçtiğim konular kolay değil tabii. Ökültizmle ilgili bir kitabın yayımlanması da kolay değil. Ama bu kitaba güveniyorum çünkü kolay okunacak biçimde yazılmış bir kitap. Kuran hakkında hafif eleştiriler var. örnekler var. Bazı teoriler atıyorum ortaya ve bunları eski kitaplara dayanarak kanıtlamaya çalışıyorum. Gelecekten çok geçmişle ilgileniyorum. Biraz kritik bir kitap. İçinde Hristiyanlık ve Yahudilikle ilgili eleştiriler de var.

Şimdiyse erotizmle ilgili yazıyorsunuz.

E: Ben aslında işlediğim hiçbir alanı birbirinden farklı olarak görmüyorum. Hepsinde de insanların bir uzlaşma noktası var. Belki önce feminizmde aradım ben bunu. Ama uzlaşmanın tersine daha çok ayrıldı cinsler birbirinden. Sonra okültizmde aradım. Ama sonuçta cinsellikte çözümü arıyorum. Cinsel tabuların kalkması yoluyla insanların yakınlaşmalarını istiyorum. Ve bundan sonra sadece erotizm yazmak istiyorum. Kışkırıtıcı ve mesaj verici öyküler yazmak istiyorum. Ben kadınım ve bunları yazıyorum, bakın hiçbir şey olmuyor, demek istiyorum. Bu konuları tartışmaktan çekinmeyein, demek istiyorum. Sadece belden aşağı yazmak istediğim için yazmıyorum. Amacım bu mesajları da vermek. Cinsellik yasak bir şey değil. Çok aşık alduğum bir eşim var ve bunları yazıyorum, başıma da kötü bir şey gelmiyor. Kaşınmıyorum yani!

Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda?

F: Önceleri biraz tedirgin oldum. Sonra korkmanın ecele faydası olmadığını gördüm. Karşı çıkmadım hiç.
E: O istemeseydi yapmazdım.

Bir motosikletçi nasıl yaşar?

F: Bu bir tarzdır. Her yerde aynıdır. Dünyada genelde hepsi de fakirdir. Eski modelleri alırlar, tamir edip binerler. Buradaysa motosikletçi olman için zengin olman gerekiyor. 40 bin dolar olan bir motoru kim alabilir? İşadamı. Bir Harley Davidson'a nasil para verebilirler? Benim şu anki motorum 9 bin dolar ki o da çok para. Türkiye'de motor alabilmek için ya işadamı ya da hırsız olacaksın. Oysa işadamı benim tarzımda giyinip işine gidemez. Arabayla gitmesi gerekiyor. Ben yaz, kış motora binerim. Şubat ayında Uludağ'a çıktım motorla.

Türkiye'de Hell's Angels gibi gezgin olmanın imkanı var mı?

F: İşin olmayacak, özgür olacaksın. Onun için de para gerekiyor.
E: Zaten Hell's Angels'ın geliri de biraz şüphelidir.

Los Bandidos vardı Meksika'da. Tamamen gaspla yaşayan.

E: Evet ve tabii ki uyuşturucu tivaretiyle. Başka türlü nasıl para kazanılacak?
F: Motosiklet biniyorsan sabah 9, akşam 6 çalışamazsın.
E: Ve bir kez motosiklet ruhuna kapılan bir daha eskihayatına dönemez. Pazar günleri evinde televizyonun önünde oturamaz. Tabii oturabilen insanlar da var. Fakat Türkiye'de her kes oturabiliyor yani herkes çalışıyor. Hiç bizim gibi yaşayan yok.İşte bu bir çelişki. Normalde bizim gibilerin çoğunlukta olnası gerekiyor. Hem çalışıp, hem motora binenler azınlıkta olmalı. Bakın, bizim evimizde eşya yoktu. Kuryelik yaptık.
F: Motosiklele ilgili işler yaoıyorum ben. Özel dersler veriyorum. Motordan da para kazanabiliyorum.
E: Ama çok da değil. Ve yaşadığımız bu zorluklar da beni isyan ettirdi. Bizi biraz motorcular destekleseydi herşey farklı olabilirdi. Çünkü az parayla yetinebilen insanlarız. Beni kaybettiler. Sponsorluk için küçük meblağlar istedik ama vermediler.
F: Adını vermek istemediğim bir şirkete gittim. "Biz reklamlarımızı mankenlere veririz," dedi adam.Lafa bak. Üstelikben Türkiye'yi tanıtmak istiyorum. Fuarlara gidiyoruz. Bana bir teklif geliyor. Bir mankene de geliyor. Manken 4 günde 3 milyar alıyor. Ben alıyorum 300 milyon. Üstelik ben bütün bilgimi insanlarla paylaşabilirim amadeğer bilinmiyor ne yazık ki.
E: Bizim resimlerimizi görenler "Oh, bunlar karı koca her hafta bir yere gidiyorlar," diyorlar. Bakın, bütün dürüstlüğümle söyliyorum. Restoranlara girip resimler çekmişizdir. Aç çıkmışızdır. Bir köşede konserve yemişzdir. Hiçbir zaman bir yerde bir restoranda yemek yemedik. Üç yıldır restoran tanıtıyoruz ama bir tanesinde yemedik. Üstelik bizi davet ediyorlar. Ama biz kabul etmiyoruz. Çünkü yerseki nasil eleştiriebiliriz ki?
F: Bu dergi ayakta durabilsin diye bazı gezileri ev kirasından, kendi cebimden para ayırarak yaptım. 29 aydır çıkyor bu dergi.

Hedef Kiteniz kim?

E: Ben cinselliği mümkün olduğunca sınırsız yazıyorum. Erkek gibi yazıyorum. Hedef kitlem de erkekler. Çünkü erkeklerin yönlendirici olduğuna inanıyorum. Ben feminizmde o hataya çok düştüm. Ezilenler, hep kadınlar. Bunu herkes biliyor. Kadınlara "Ezilmeyin," dedim. Ve kadınlardan ikinci bir erkek kitle oluşturun. Ezilen ezen modiline girdi. Ama bu dengeleri bir anda değiştirmek çok zormuş. Uzun vadeye yayılmış gerektiğini anladım. kadınlar bir süre için ikinci planda kalacak. Erkekleri de korkutmadan bilgilendirmek gerekiyor. Mesela ben web sitemde, erkeklere yönnelik olarak anal seksle ilgili bir yazı yazdım. Adresi http://www.otoyolkralicesi.ulkesi.com Erkeklere kendi kendilerine ya da kadınlar tarafından anal seks yapmalarını öğüleyen nir yazı yazdım. Erkeklerin anal bölgelerininde eroien olduğunu, bunun eşcinsellikle hiçbir ilgisi olmadığını, böyle bir bölgeyi kullanmamanın sadece aptallık olduğunu anlattım. Sonra da en ağır tepkilerin geleceğini düşünerek çok korktum. Ama o kadar olumlu yazılar geldi ki. Belki de insanlar birisinin bundan bahsetmesini bekliyordu. Üç tane eleştiri mektubu dışında hiç kötü bir tepki gelmedi. İki tane öyküm var bunun dışında. Biri pornografik, diğeri de erotik. Ayrıca bir de macera öyküm var. Her hafta yenileniyorlar.

Ökültimle ilgili ne yapıyordunuz?

E: Beyaz büyü çalışmaları yapıyordum. 23 sene önce başladı her şey. Ve hala da sürdürüyorum. Ben bir büyücüyüm. Kabala'yıi İslami büyüyü kullanabiliyorum. İyi bir motorcuyum demedim hiçbir zaman ama büyüculüğümün iyi olduğunu iddia ediyorum.

Büyücülük nereden aklınıza geldi?

E: Büyükbabamın kardeşi ben daha doğmadan bana bir büyü kitabi bırakmış. Sonra da bir dergide bir büyü grubunun olduğunu okudum. Ve kendi başıma gittim. Uzun süre araştırdılar beni. Her yeri kontrol ettiler evimde. Saçımdan parçalar aldılar. Çok ciddi bir araştırma sonucunda beni aralarına kabul ettiler. Eğitildim.

Büyünün amacı nedir?

E: İstediğiniz hayatı sürmek. Ama artık büyü yapmıyorum. İyiyle kötüyü bu evrende ayrıt edilebilmek çok zor. Ben kötülüğü gördüm. Amerikadan filmlerdeki güçlü ve acımasız erkeğe benzemiyor asla. Kütülük, çirkinlik, cahillik, ruh hastalığı, pisliktir. Bunları verene de biz şeytan diyoruz. Ben şeytanı gördüm. İyi bir insan olmakiçin de hayatımı ortaya koydum. Faramarz gerçek bir iyi insandır. Bense negatif enerji yaymaktan kurtulmaya çalışıyorum.