Röportaj:

TANRILAR SEKSLE İLGİLENİR Mİ?

Dergi, köşe, roman, ero-hikaye yazarı, motorcu, fotomodel Elvin Azar, bu unvanlarından beklenmeyecek bir araştırmayla insan tapınma tarihinde seks ve keyifle ilişkisini anlatan Seks Tanrıları'nı kaleme almış.

Bir süre önce değişik bir kitap yayımlandı. Berfin yayınlarından çıkan bu kitabın adı Seks Tanrıları. Hakikaten kışkırtıcı, değil mi? Arka kapağında ise çok daha meydan okuyan ifadeler yer alıyor: "Garipti; bu yeni tanrının seçilmiş adamları insana hiç benzemiyorlardı. Doğalı yasaklıyorlardı; kendileri doğal değildi zaten; ve bu doğal olmayan hallerine "kutsallık" diyorlardı. Peki kimdi bu kutsallar? Ya da neydiler!"

Pek çok kimse tarafından tabu sayılan sekse, hele hele tek tanrılı dinlerin seksle olan ilişkisine bodoslama dalan yazarı, yani Elvin Azar'ı merak etmemek elde değil. İnternetteki sitesinde kendisini tanımlamak için "araştırmacı yazar", "dergi, roman, köşe, ero-hikaye yazarı", "fotomodel", "vücut geliştirmeci", "motorcu", dansçı" gibi unvanları art arda sıraladığını görünce, gayrı ihtiyari, enteresan bir vakayla karşı karşıya olduğunu düşünüyor insan. Bu durumda Seks Tanrıları'nın "meselesi" ne?

Bir kere Seks Tanrıları'nın sonunda hacimli bir kaynakça bölümü eklenmiş ki, kitabın sayfalarını çevirdikçe zaten ağır bir okuma sürecinin ürünü olduğunu fark edebiliyorsunuz. Açık konuşmak gerekirse, bu şaşırtıcı bir durum; böyle "çok renkli" yazarlardan genellikle kapsamlı bir okuma listesi çıkmaz. Elvin Azar ise derinlere dalmış, insanın kendi doğallığında geliştirdiği "tapınma" biçimlerinin içinde, yine doğal görülen seksin ve genel olarak keyif öğelerinin, tek tanrılı dinler tarafından nasıl yasak hale getirildiğini araştırmış ve anlatmış. Bu araştırmanın sonuçlarına katılmayanlar, hatta fena halde günah bulanlar çıkabilir, ama Seks Tanrıları'nın işkembe-i kübradan atılmış olduğunu öne sürmek kolay değil.

Seks Bizi Kurtarabilir

Elvin Azar'a neden seks ve erotizm alanlarında derinleştiğini sorduk, izah etti. Azar, kendi içinde son derece tutarlı bir anlayış geliştirmiş. Toplumsal özgürlüğün, seks özgürlüğüyke doğru orantılı olduğunu düşünüyor. İşte Elvin Azar'ın görüşleri:

Çoklarına göre "değişik", hatta bazılarına göre "kabul edilemez" eylemlerim uçuk bir kimlik veya aşırı seks potansiyelinden kaynaklanmıyor. Yaptığım şeylerin gerisinde daima bir mantıkvar.

Tümü iyi eğitimli kişilerden oluşan ailem tarafından karşılaştığım durumları sorgulamama izin veren bir özgürlük ortamında büyütüldüm. Yetiştirilme tarzım ve aldığım eğitim sonucu sorgulamayı öğrenen beynim, kurtarıcı kimliği ile ortaya atılan hiçbir din ile "izm"in dünya üzerinden acıyı silemediğini, demek ki bir yerlerde ciddi bir hata yapıldığını çok gençken fark etti. Başlangıçta bozukluğun nedeninin "eğitilme/ evlenme/ üreme/ ölme" süreçli klasik kaderde olduğunu sandım. Yanlıştan kurtulmak adına içimden gelen itilimi baskı altına almadım; klasik kadere başkaldırdım ve içgüdülerimin yönlendirmesi ile yaşayarak topless dansçılık, okültük gruplada eğitim, fotomodellik benzeri bir dolu farklı alana atıldım. Bir süre sonra bulunduğum yerlerin hep cinsellik boyutu taşıyor olması dikkatimi çekti. Çok mu seksliydim? Kısa sürede normal düzeyde bir libidom olduğunu anladım. Çok mu ahlaksızdım? Eğer ahlaksızlık sekse endeksli yaşamaksa ahlaksızdım, ama ahlaksızlık çevreme zarar vermekse değildim. O zaman seks yasaklarını ve ahlakı sorgulamaya koyuldum:

Din ve onun üretisi yaygın kültürce ahlakın, daha doğrusu cinsel ahlakın, toplumu zarardan korumak adına var olduğu iddia edilse de, insanların neden hala acı çekip, zarar gördüğü açıklanamıyordu. Eşcinsel eğilimler, rasgele seks gibi konular zararlı görülerek tabulaştırılmıştı. Oysa "trafik canavarlığı"ndan, aile içi şiddete dek gerçekten zararlı pek çok davranış "sineye çekilmekte", bu davranışlarda bulunan kişiler acılarla yüzleşmemekteydi.

Yaratıcı Seks

Geçmişi incelemeye koyuldum. Kısa sürede seks özgürlüğü ile yaşayan ülkelerin tarihe hep yüksek uyarlık düzeyleri, zenginlikleri ve barışçılıklarıyla geçtiklerini gözlemledim. Zaten günümüz doğu-batı toplumları -hatta ülkemin doğusu ile batısı arasındaki refah ve kültür düzeyi farkı, hep seks özgürlüğü farkı ile paralel biçimde gelişmiş ya da gerilemişti. Sonuçta tüm bilgi ve gözlemlerimi birbiri ile karıştırarak cinsel uyarının pozitif bir enerji yaydığını, bu enerjinin ise en girift işleri bile çözümleyecek güçte bir çeşit yaratıcılık taşıdığını buldum. Bu gerçeği kimse göremiyordu; çünkü görebilmek için öncelikle içinden geldiği gibi yaşamak gerekti. Oysa içinden geldiği gibi yaşamak "insanoğlunun doğuştan hatalı ve günahkar bir varlık olduğu" temeline dayalı tek tanrılı dinlerce engellenmişti. Yani seksin çözümleyici gücünü yok eden kurtarıcı kurallardı. Kurtuluş adına her yeni kısıtlayıcı sistemin gelişiyle, dünya üzerindeki acı katsayısı da artıyordu. İnsanlar doğru diye yanlışı yapmaya zorlanıyordu. Dünya üzerinden silinemeyen acının nedeni buydu!

Acının nedenini bulmuştum... ama bu aldatmanın nedeni neydi? Yıllar boyu okudum... okudum... gözlem yaptım... düşündüm... sonunda korkutucu nedenselliği çözdüm. Bulgularımı olabildiğince çok kişiye anlatmam lazımdı. Elimden gelen yazmaktı; yazdım. Mesajımı kitap okumayan kişilere ulaştırmak için ise sitemi erotik temele aktarmaya karar verdim.