Röportaj: Nevzat Atal
Fotoğraflar: Sadık Güleç

Elvin Süzer eşiyle birlikte Türkiye'nin tarihi ve turistik yerlerini motosiklet üzerinde dolaşıp bu gezileri Motosiklet Dünyası dergisinde yayınlıyor. Süzer'in Boğaziçi Üniversitesi'nden mafyaya uzanan ilginç bir hayat hikayesi var

Adı Elvin Süzer. Motosiklet alemindeki takma adı "otoyol Kraliçesi". Hayat hikayesine bakıldığında "Kraliçe" tanımının sadece güzelliğinden kaynaklanmadığını aynı zamanda Osmanlı Sarayı'na kadar giden bir geçmişi de vurguladığı görülüyor. Ancak Elvin Hanım boşuna otoyolların kraliçesi değil. Hiç durmadan 17 saat iki tekerlek üzerine gittiği, bir günde 900 kilometre yol katettiği düşünülecek olursa Süzer'in bu ünvanı bileğinin hakkıyla aldığı ortada

Kendisi gibi motorcu olan İranlı bir Azeri olan eşi Faramarz Kourosh Azar ile Türkiye'nin bütün tarihi ve turistik yerlerini gezmiş. Azar da tıpkı onun gibi tam bir motosiklet tutkunu. Şu ana kadar motosiklet üzerine 360 bin kilometre yani dünyanın çevresini 8 buçuk kez dolaşacak kadar yol kateden Azar'a bu nedenle "Demirin Efendisi" deniyor. Gittikleri yerleri, buraların tarihi, mitolojik hikayelerini Motosiklet Dünyası dergisinde her ay yayınlıyorlar. Aynı zamanda kitap da yazan Elvin Süzer'in şu ana kadar üç kitabından birisi ise Anadolu'nun mitolojik öykülerinin anlatıldığı "3000 Yılının Sırları".

Hayatı Tam Bir Roman

Elvin Süzer aslında bir Osmanlı asilzadesinin torunu. Dedesi Şevki Erksoy, Saray'daki Enderun'un en iyi hocalarından biri olarak Padişah Abdülhamit tarafından berata ödüllendirilmiş. Anneannesinin abisi de Padişah'ın yaverlerinden bir.

Annesini küçük yaşta kaybeden Elvin Süzer babasının işini ise "Hiç çalışmazdı ona playboy derlerdi" şeklinde tanımlıyor. Ancak babasının bir ara Sertller'in solcu Tan Gazetesi'nde de çalıştığı, gazetenin bombalanması olayında yıkıntılar arasından yaralı olarak kurtulduğunu da belirtiyor.

İstanbul'da 1959'da doğan Elvin Süzer çocukluğunu Teşvikiye'deki İnayet Apartmanı'nda geçirdiğini belirtiyor. Mürebbiyeler, dadılar, özel uşaklarla birlikte, bale, piyano dersleri içinde büyüyen Süzer bu baskıcı ve insan özgürlüğünü sınırlayıcı geleneklerin o zamandan itibaren kendisini bunalttığını vurguluyor. Üsküdar Amerikan Kız Koleji'ni bitiren, Boğaziçi Üniversitesi'nde Bilgisayar Mühendisliği okuyan Elvin Süzer "Genç kızlığım döneminde bu nedenle hep asi bir yönüm vardı. Aile benim babam yüzünden böyle olduğu onun bana kötü örnek olduğunu söylerdi. Aslında babam ve ben bu asilzade hayatın özgürlüğümüzü sınırlayan, bizi boğan geleneklerden muzdariptik" diyor.

İlk Kadın Motorculardan

Koleji bitirir bitirmez babasının kendisine bir motosiklet aldığını söyleyen Süzer ilk kez adım attığı dünyayı şöyle anlatıyor: "1970 yılların sonuydu. İstanbul'da bir elin parmakları kadar motosikletli vardı ve bunlar hep erkekti. Sokaklarda bir kızı saçlarını savura savura motosiklet sürerken görenler şaşırarak bakıyorlardı. Bu arada Boğaziçi Üniversitesi'ne de başlamıştım. Aile benim bu şekilde kendilerini rezil ettiğimi düşünüp Amerika'ya yolladı, motosikletimi de sattı. Ama ben orada da gidip motosikletli çetelerden biri olan Mohawk'lara katıldım. Kafası Ümit Davala gibi kazınmış erkeklerin arkasında bütün Amerika'yi gezdim. Ailem duyar duymaz beni İstanbul'a getirdi."

Yeraltı Dünyasının Sert Erkeklerini Yazdı

Annesi çok küçükken kaybeden Elvin Süzer babasının ölümünün ardından yine radikal bir değişiklik daha yapmış ve evlenmiş. Ancak evlendiği kişi, "maço"luğu tescilli bir mafya babasımış. Süzer bu yeni hayatında artık yer altı dünyasının önde gelenleriyle aynı masalarda yemek yemiş, mafyanın gelenek ve göreneklerine şahit olmuş. Ancak kendi deyimiyle maço erkekler dünyasında da rahat edemeyen Elvin Süzer, eşini aldattığı gibi ölmeden boşanmayı da başarmış!hatta mafyadaki günlerini anlattığı, İstanbul'daki yer altı dünyasındaki erkeklerle zaman zaman dalga geçtiği "Ölümüne Sever Maçolar" adıyla bir kitap yazmış. Bütün bu yaşadıklarından sonra Elvin Süzer kurtuluşu yine motosiklette bulmuş. Uğruna mafya babası eşini aldattığı aşığı ve sonradan yeni eşi olan Faramarz Kourosh Azar ile birlikte düşmüş yollara. Faramarz Kourosh Azar, İranlı bir Azeri. Babası Şah Rıza Pehlevi döneminin generallerinden Hassan K. Azar. 1961 Tebriz doğumlu olan Azar lise yıllarında tanıştığı motosiklettin peşinde en olmadık şeyleri yaparak geçirmiş hayatını.

Eşiyle Mutlu

İran'da Humeyni'nin gerçekleştirdiği devrim sonrasında motosikletin yasaklandığını belirten "Demirin Efendisi", başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor. "Humeyni motosiklete binmeyi yasakladı. Sadece rejimin milisleri binebiliyordu. Ben de onlar gibi sakal bıraktım, onlar gibi giyindim. Sık sık motosiklete binip geziyordum. Gerçeği anlasalar anında öldürürlerdi. Gerçi iki kez yakalandım. Birinde 13 gün, diğerinde 1 gün hapis yattım ama ucuz kurtuldum. "19 yaşındayken ilk evliliğini yaptığını belirten Faramarz Azar, "Bu evlilikten iki çocuğum var. uzun zaman İran'da müteahhitlik yaptım. Ancak bir gün iflas ettim. Tüm borçları ödedikten sonra elimde kala kala bir tane ev kalmıştı. Onu da sattım, paranın yarısını eşime verip boşandım. Kalan parayla da bir motosiklet alıp Türkiye'ye geldim" diyor.

Türkiye'de ilk iş olarak bir motosiklet servis atölyesinde işçi olarak çalışmaya başlayan Faramarz Azar, şimdi satış şefi. Bu sırada da Elvin Süzer ile tanışmış. Birlikte tam 70 bin kilometre katetmişler. Şimdi ise motosikletlerinin üzerinde yaşıyorlar.