Röportaj: Meltem Günay
Fotoğraflar: Sedat Özkömeç

Kökleri Osmanlı'ya dayanan bir ailenin asi kızı ile Şah Rıza pehlevi'nin komutanlarından birinin oğlunun yollarını motosiklet tutkusu kesiştirmiş.

Elvin Azar, Osmanlı'ya kadar uzanan köklü bir ailenin torunu. İyi bie eğitim alması için ne yapılması gerekiyorsa yapılmış. Şişli Terakki Lisesi, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisaya Programcılığı, İstanbul Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı gibi okullarda okumuş. Klasik piyano ve bale eğitimi almış. Tipik bir Nişantaşı kızının olması gerektiği gibi olmasına çalışmış yani... Ama olmamış... İçindeki asi kız eninde soununda ortaya çıkmış.

Yine kendisi gibi bir motor tutkunu ve Şah Pehlevi'nin komutanlarından birinin oğlu olan Faramarz Azar'la evli ve motosiklet üstünde tüm Türkiye'yi geziyorlar. Onlara kendi camiaları içinde Otoyol Kraliçesi" ve Demirin Efendisi diye hitap ediyorlar. farklı coğrafyalarda doğup büyümüşlerine rağman ortak tutkularıyla biraraya gelen bu iki "özgürlük sarhoşı", Cafe Pazar için bir saatliğine ellerini gaz gidonlarından çektiler...

İçindeki asi kız nasıl ortaya çıktı?

Ailem beni "iyi aile kızı" olarak yetiştirmek için ellerinden geleni yaptı. O zamanlar onlara karşı gelmek için bir şeyler yapmak istiyordum ve sırf bu yüzden mankenliğe başladım. Bir yandan birçok defileye çıkıyor, bir yandan da üniversiteye devam ediyordum. Ama yapmak istediğim bunların hiçbiri değildi. Tek kaçışım Amerika'ydı ve ailemi de ikna edip oraya kaçtım.

Motor tutkusu Amerika'da mı başladı?

ABD'ye gittikten sonra okulu bırakıp motorcularla takılmaya başladım. Bir yandan da evlenmek, evimin kadını olmak istiyordum. Türkiye'ye dönüp evlendim. Hem de maçonun biriyle. İlk başlarda çok mutluydum ama zamanla geneleksel aile yapısı içinde boğulmaya başladım. "Normal olmak" beni mutsuz ediyordu ve isyan etmem kaçınılmazdı.

İsyan bayrağını nasıl çektiniz?

Anneannemden yadigar antika yüzüğümü satarak bir motosiklet satın aldım. Kıyamet koptu, tüm aile karıştı. Ama ben bildiğimi okumaktan vazgeçmedim. Motosikletimi binip gazladım.

Sonra da hayatınızın aşkıyla karşılaştınız...

Evliliğimdeki bütün sorunlar motosiklete binerek unutmaya çalışıyordum. İkinci motorumu şimdiki eşim Faramarz azar'dan aldım. Faramarz ile zamanla aramızda müthiş bir aşk başladı ve ilşk evliliğimi bitirmeye karar verdim. Anladımki ait olduğum yerde değildim. Faramarz ile birlikte yaşamaya başladık. O da evliydi ve ailesi İran'daydı. Bir süre sonra o da boşandı ve evlendik.

Aşkınızın teması motor tutkusumuydu?

Ondaki motor tutkusu çok eskilere dayanıyor. 27 yıl moturundan hiç inmemiş, 360 bin kilometre yol yapmış. Faramarz'ın babası, eski İran Şah Rıza Pehlevi'nin komutanlarından biri.

Yolu Türkiye'ye nasıl düşmüş?

Aslında inşaat mühendisliği yapıyormuş ama motor tutkusu yüzünden işini bırakıp yollara düşmüş. Yolun sonu Türkiye olmuş. Türkiye'de motosiklet tamirciliği ve kiralaması gibi birçok iş yapıyor. Evlendikten sonra ikimiz de hayata daha ciddi gözlerle bakmaya başladık. Ama motor ve yol tutkumuz hiç bitmedi, bütün Türkiye'yi dolaştık.

Anadolu insanı motorla gezen karı koca konseptine nasıl bir tepki gösteriyor?

O kadar yer gezdik, insanlardan ne kötü bir tavır, ne de bir taciz gördük. İstanbul'da insanlar kıyafet ve tavırlarımıza daha çok tepki gösteriyor. Anlamak mümkün değil.

Çivilere asılmış kanatsız kuşlar

Gezileri sırasında birçok güzellikle karşılaşmalarına rağmen en çok Nevşehir civarlarında yaşadıkları bir olaydan ürkmüşler...

"Küçük bir motelde konaklamak zorunda kaldık ama ortalık çok sessizidi. Etrafta duvarlarda kancalar, zincirler vardı. Çok tedirgin olduk ama sabaha kadar beklemek zorundaydık. Sabah kalktığımızda yan odaya baktık ve duvarlarında kanatları koparılmış bir sürü kuşun çivilerle asıldığını gördük. Oradan nasıl ayrıldık bilmiyorum."